29 Eylül 2017 Cuma

kal

elimi vedalar tutuyor bir bir
kimi görüşürüz diyor
kimi hoşça kal
akreple yelkovan arası
saniye oluyorum
koşuşturan
yakalasam
ah bir yetişsem birine
olmuyor
bir an bir anı tutmuyor
aynı ben olmuyor koşan
saniyelerimi kara sular basıyor
topuğum Arnavut kaldırımlı sokakta
sıkışıyor, tutuk
gitme diyor, kal
gidenlerin ardında
öylece kal
seni de bir gün alırlar

20 Eylül 2017 Çarşamba

KAYGILIYIM

Dalamadığım uykuların kıyısındayım. Aklım yarınlarda. Hani şu hiç bitmeyen yarınlar… Endişeliyim. Aynada yüzümü gördüm ve korktum endişeli benden. Uykusuzluğum nüksetti yine. Çocuklarım aklıma geldikçe; ki hiç çıkmazlar oradan, kaygılanırım yarınlardan. Onları, bizi ve içinde yaşadığımız dünyayı bekleyen yarınlardan kaygılanırım. Şimdi olduğu gibi…
Her anne gibi “evhamlıyım” diyorum kendime. Anne olmanın vermiş olduğu duygu ve algı şeklidir, endişe. Peşi sıra kaygılar, korkular gelir. Vicdanın yüküdür annelik; acabalar, keşkeler hiç bitmez.  Endişeli bekleyişler başlar. Korkular evinde dört duvar… Kimse bilmez dağlardan büyük derdini. Çünkü sence büyüktür.  Bütün görevleri üslenmişsindir. Dünyayı kurtarman istenir. Süper bir şeyler yapman gerekir. Her geçen gün apoletlerin artar ya da azalır. Görev seni bekler. Başarın ya da başarısızlığın gözlerinin önünde büyür, sen farkına varmadan.
Yarınlara hep hazırlıklı olmak gerekir. Kendini ve biricik ‘yarınlarını’ hazır etmelisin, güne. Canları hiç yanmamalı mesela. Gelecekleri güvence altında olmalı. Senin korkularına gülmeliler ki korkmasınlar… Uzayıp gidebilecek olan bu anne listesi, nefes dinleme nöbetleriyle başlar. Uykusuz gecelerin yalnız delisi anne, kaygılarından bir dünya kurar çocuğuna. Bölük pörçük uykulara yaslar başını. Çocuğuna uzanan her elden, her gözden korkar. Komşuları güvenilmez olur. “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusu ise her gün sorulur…     
Korkuyorum yollarımızın ayrılacağı anlardan. Büyüyüp kendi yollarını çizecekler, biliyorum. Ama nasıl bir yol bu? Kimlerin elini tutacaklar o yolda? Doğru şeyler öğrenecekler mi ya da istedikleri gibi düşünme hakları olacak mı? Cevabını bilemediğim sorular kemirir oldu zihnimi. Memleketin hali ise ortada… Ben ne yapabilirim? Korkuyorum bizi bekleyen yarınlardan. Bitmeyen bir bekleyişteyim. Hayatın bekleme salonunun uzayıp giden koridorlarında volta atıyorum, saniyeleri sayarak. Uykusuz gecelerde yalnızım. Bölük pörçük uykulara yaslıyorum başımı. Kaybetme korkusu sıkıyor, kalbimi. Hayat gün be gün yokuşa sürüyor, biliyorum. Anne olunca anladım…

13 Eylül 2017 Çarşamba


aşk

bazen diken üstünde yatmaktır

yabancı bir yatakta

kanar görülmek istemezsin

ne ikinci kişi bilir seni

ne de sen kendini

bilinmezlikte...

7 Eylül 2017 Perşembe




KAPTAN BLACK, NERDESİN?



Hangi denizlerde savaşmaktasın dalgalarla. Seni de aldı mı kasırgalar, benim gibi. Yoksa, karanlık sularda mı gemin? Seni alan sular beni boğuyor. Kimseden el istemiyorum, yardıma uzanan. Sessizlikte, sensizlikte yok olayım diyorum…

Kaptan! Yakamozda mı demir attın? Söyle, nerdesin? Sisli yağmurlarda seni arıyor gözlerim. Buğulu camlar ardındayım şimdi. Yağmurlar canımı yakar oldu. Aynalarda göremez oldum kendimi. Gizli eller siliyor beni…

Ay ışığı mı oldu yoldaşın? Beni nerelerde bıraktın? Burada ne işin var diyor, her uyanışlarım. Benim sensizlikte bu kaçıncı haykırışım? Kerteriz defterinde bir çizik olmalı, döneceğin günlere dair. Söyle nerdesin?

Bak! Gör uzakları, beni… Rıhtımda bekliyorum seni. Belki bir gün beni de alırsın yanına, bilinmezliklere. Belki kaçışlarımızı anlatırız birbirimize. Susmadan ve saklamadan…

Güvertende var mı yerim? İstersen susar, sessizce kıvrılırım bir köşesine geminin. Ama sen hiç susma, ne olur. Gitme de benden… Kaptanım…! Peki ya koyların var mı senin? Kimsenin bizi bilmediği koyların?

Öylesi ağrıyor ki başım. Ağır ve ağrılı. Yorgun düştü omuzlarım. Bu yük çok ağır. Dayanılır şey değil, yok oluşlarım. Düşte kalma, gel. Dön güne. Dinle! Cüssemce değil diyorum sana başım...

Terk edenler listemdesin sen de… Hiç olmamış birlikteliğimizin terkedilişindeyim. Sen de diğerleri gibi gittin. Terk etmiş olmalısın ki dönmüyorsun karaya, bana. Karanlık denizler aldı seni. Bilmem… Kime sormalı? Şimdi, senden bana kalan, acı mı acı çikolata tadı…