20 Haziran 2017 Salı




ne demeli


Ne demeli bilmem ki?… İçimdeki kara deliklere hangi anlamı yüklemeli? Anlamını yitirenlerin çöplüğü çoktan koku vermeye başladı. Sınırlarımın dışına bıraksam?… Olmuyor, çevreliyor her yanımı. Bir sıtma tutuyor şehrimi. Nöbetler geçiriyor duygularım. Borderline yanım nüksediyor yine. Senin canın ne istiyor?

Güneş tutulacak diyorlar. Hava daha da ısınacakmış. Hele ağustos ayı… Zaman hızla akıp gidiyormuş bir de. Sonra yeni filmler çekiliyormuş, Yeşil Çam’da… Kızlarmış aşklarını söyleyen, oğlanlara… 

İçimi güneşe atıp yakmak istiyorum. Bakalım tutulmaya ara verecek mi? Bakalım yağmura dönüşecek mi akşamlar? Sıkar biraz, yağmazsa. Yağmasın da görelim haydi! Tanrı göndermez mi sopasını, kara bulutlara…

Dur dönme artık. Midem almıyor bu anlamsız dönüşleri. Bir gece bir gündüz. Peki ya sonra, sırada ne var? Yüzler, yengeçler, dönenceler hep aynı. Enlemi enlem değil, boylamı boylam. Bir Ekvator diye tutturmuşlar gidiyor. Kim var kim yaşıyor oralarda? Bilinmiyor…

Merkezden ziyarete geliyor dost saymak istediklerimiz. Biz en ücra en izbe köşesindeyiz dünyanın, onlara göre. Ne dilimiz tutuyor ne dinimiz. Dünya boşuna yamuk değil! Bir bozukluğu olacağı başından belliydi. Galileo’nun dilinde, belki tüy bitti…

Ahhh yeter ama dur diyorum sana. İneceğim, var mı ötesi? İstemeden geldik belki. Belki de istenmeden. Ama gitmeye hakkım olmalı. Benden giderlerken neden gidemeyecekmişim ben?

Tüm teleskopları istiyorum. Yönünü içime çevirsinler de görsünler. Kara deliklerin, su birikintilerinin alası bende. Sonra bir sürü yanardağım var. Patlayıp çoktan söndüler. Duymadınız, görmediniz bile değil mi?

Yaşam belirtilerim hiç olmadı ki… Arada mikroplar türettim. Asalak beyinler geliştirdim. Terliksi hayvanlarım oldu, besledim. Üstümde, cansız bedenimdeydiler. Ondan mı görmediler?...

Başı sonu olmayan bir yola soktular yine beni. Alın haydi ışıklarımı. Kasisleri eksik etmeyin, aman! Mümkünse ucu sarp kayalara çıksın, yolların. Biraz faleze ne dersiniz? Dalgaların kavgası hiç bitmesin. İnadına dövsün, dövünsün…

Dünya ister dönsün, ister dursun. Tüm dolambaçlı yollar kabulüm… Bir yudum istiyorum, Leyla’ya döndüren cinsinden ve bir de Leyla’ya yaraşır bir Mecnun…